Hukukçu Olmak Nedir? Felsefi Bir Bakış “İnsan, düşünen bir varlıktır” diyen Descartes, varlık anlayışında insanın akıl ve düşünce ile tanımlandığını vurgulamaktadır. Felsefe, varlığın ne olduğunu ve insanın bu varlıkla ilişkisini anlamaya yönelik bir çaba olarak ortaya çıkmıştır. Hukukçu olmak da aynı şekilde, insanın toplumla ve adaletle olan ilişkisini anlamak ve bu ilişkiyi düzenlemek için bir çaba gerektirir. Ancak, hukukçu olmak sadece hukuki bilgiye sahip olmakla sınırlı değildir; bir hukukçu olmak, aynı zamanda etik, epistemoloji ve ontoloji gibi derin felsefi soruları anlamak ve bu soruları pratikte çözme gayretini taşır. Bu yazıda, hukukçunun rolünü felsefi bir bakış açısıyla ele alacak ve konuyu…
Yorum BırakGünlük Yolculuk Yazılar
Genel Bütçeli Kurum Ne Demek? Geleceğin Devlet Yapısına Açılan Bir Pencere 🚀🏛️ Gelin bugün sadece bir tanımı öğrenmeyelim; geleceğe dair birlikte düşünelim. “Genel bütçeli kurum ne demek?” sorusu kulağa teknik, hatta biraz sıkıcı gelebilir. Ama aslında bu soru, devletin gelecekte nasıl bir yapıya sahip olacağı, toplumun nasıl şekilleneceği ve vergilerimizin hayatımıza nasıl yön vereceği hakkında bize çok şey söyler. Hazır mısın? O hâlde birlikte hem analitik hem de insani bir bakışla bu konunun derinlerine dalalım. — Devletin Omurgası: Genel Bütçeli Kurum Nedir? 🏗️ Önce en temelinden başlayalım: Genel bütçeli kurum, gelir ve giderleri doğrudan merkezi yönetim bütçesinde yer alan, finansmanı…
Yorum BırakHomonim Ne Demek? Tıbbın Felsefi Bir İncelemesi Filozof Bakışıyla: Dilin Derinliklerine Yolculuk Dil, insan düşüncesinin en büyük aracıdır. Kelimeler, yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda gerçekliğin algılanışını şekillendiren araçlardır. Her kelime, bir anlam taşıdığı gibi, bu anlamların çoğu zaman birden fazla yorumu olabilir. İşte bu nokta, felsefenin dil, anlam ve gerçeklik üzerine yaptığı düşünsel yolculukları tetikler. Tıptaki birçok terim, homonim olgusu etrafında şekillenir. Peki, “homonim” dediğimizde aslında neyi kastediyoruz? Felsefi açıdan baktığımızda, homonim terimi, aynı kelimenin farklı anlamlar taşıması durumunu ifade eder. Ancak tıpta ve felsefede homonimlerin rolü, yalnızca dilsel bir çeşitlilikten çok daha fazlasıdır. Dilin, kavramların ve anlamların…
Yorum BırakEn Güçlü Samuray Kimdir? 🥷🗡️ “Bir samurayın kılıcı keskin olabilir ama onun en büyük silahı… sabrıdır. Ve belki de biraz da kahvedir.” ☕ Modern Dünyada Samuray Ruhunu Ararken Şimdi dürüst olalım… Hepimiz hayatın bir noktasında “En güçlü kim?” tartışmasına girmişizdir. Kimisi futbolcuları yarıştırır, kimisi Marvel kahramanlarını. Ama iş samuraylara gelince… orada işler bambaşka bir boyuta taşınır. Çünkü samuraylar sadece dövüş ustası değil, aynı zamanda strateji, sabır, saygı ve bazen de acayip karizmatik bakışların timsali olmuşlardır. 😎 Peki, “En güçlü samuray kimdir?” sorusuna cevap verirken neden erkeklerin ve kadınların bakış açılarını da işin içine katmayalım ki? Çünkü bir erkek için güçlü…
Yorum BırakDünyanın En Temiz Havası Nerede? Geleceğin Nefes Alan Coğrafyalarını Keşfetmek Bir an dur ve düşün… Sabah uyandığında ciğerlerini dolduran havanın kokusunu gerçekten hissedebiliyor musun? Eğer hayırsa, yalnız değilsin. Şehirler büyüdükçe, nüfus arttıkça ve sanayi hızla yayılırken temiz hava artık bir lüks haline geliyor. Ama ya sana gelecekte havanın bir rekabet konusu olacağını, ülkelerin “temiz hava diplomasisi” yapacağını söylesem? İşte bu yazı, tam da bu düşünceden doğdu. Gel birlikte “dünyanın en temiz havası nerede?” sorusunun bugünkü yanıtlarını araştırırken, yarının olasılıklarını hayal edelim. Temiz Hava Arayışı: İnsanlığın Yeni Altını Günümüzde temiz su ve enerji kadar hayati bir kaynak daha var: hava. Fakat…
Yorum BırakDevrimler Nelerdir? Tarihi Altüst Eden Komik Ama Ciddi Hikâyeler İtiraf edeyim, “devrim” kelimesini ilk duyduğumda aklıma hemen koca sakallı filozoflar, devasa kalabalıklar ve ciddi ciddi konuşmalar gelirdi. Ama sonra fark ettim ki devrim dediğimiz şey, aslında biraz da hayat gibi: Bazen bir kahve fincanını ters çevirir gibi dünyayı altüst eder, bazen de bir sabah uyandığınızda “Artık eski ben değilim!” dedirtir. Bugün gelin bu ağır görünen ama aslında epey eğlenceli konuyu birlikte ele alalım. Hazırsanız tarih sahnesinde küçük bir devrim turuna çıkıyoruz! Devrim Ne Değildir? (Önce Yanlış Anlamaları Temizleyelim) Öncelikle, devrim sabah işe giderken kahveni iki şeker yerine bir şekerle içmek…
Yorum BırakBöbrek Karın Boşluğunda Mı? Bazen bedenimizle ilgili sorular sormak, yanlış bilinen şeyleri keşfetmek oldukça eğlenceli olabilir. Özellikle de sıkça duyduğumuz, ancak netleştiremediğimiz şeylerle karşılaştığımızda, merakımız daha da artar. Bugün, böbreklerin karın boşluğunda olup olmadığını soracağız. Basit bir soru gibi görünebilir, ama cevabı öyle net değil. Bu yazıda, erkeklerin objektif ve veri odaklı, kadınların ise duygusal ve toplumsal etkiler odaklı yaklaşımlarını da karşılaştırarak konuyu derinlemesine ele alacağız. Hazırsanız, bedenimizin sırlarına bir yolculuk yapalım! Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşımı Erkekler genellikle sağlık konularına daha objektif bir bakış açısıyla yaklaşırlar. Böbreklerin yerini sorduğumuzda, çoğu zaman bir anatomik cevapla karşılaşırız. Böbrekler, vücutta karın…
Yorum Bırak“Bende ki” mi, “Bendeki” mi? TDK’ya Cesur Bir Bakış ve Yazımın Bilimi Şunu net söyleyerek başlayayım: Yazım yanlışlarının çoğu “dikkatsizlikten” değil, kuralın arkasındaki mantığı kavrayamamaktan doğar. “Bende ki nasıl yazılır TDK?” sorusu da bunlardan biri. Tartışma açıyorum: Kuralları ezberlemek yerine, dilin işleyişini bilimsel olarak anlatsak; “bendeki” meselesi hâlâ bu kadar karışır mıydı? Hızlı yanıt: Doğru yazım “bendeki” şeklindedir; “bende ki” yanlıştır. TDK Kuralının Özeti: “-ki” Ne Yapar, Neden Bitişik? Bilimsel lensle başlayalım. Türkçede iki farklı ki vardır: Bağlaç olan “ki” cümleleri bağlar ve ayrı yazılır: “Biliyorum ki doğru.” İlgi zamiri/sıfatı “-ki” ise önceki isim ya da zamiri niteleyip bitişik yazılır:…
Yorum BırakBilinen İlk Hititçe Cümle Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İnsanın İletişim İhtiyacı Üzerine İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, dilin sadece bir iletişim aracı olmanın ötesinde, insan psikolojisi üzerindeki etkilerini derinlemesine merak ediyorum. Dil, yalnızca kelimeler ve cümlelerden ibaret değildir; düşüncelerimizi, duygularımızı ve toplumsal bağlarımızı şekillendirir. Peki, tarih boyunca ilk kez bir dilin yazıya dökülmesi, toplumsal yapıyı, bireysel duyguları ve bilişsel süreçleri nasıl etkiler? Hititçe, MÖ 2. binyılda, Orta Anadolu’da konuşulan ve bilinen ilk cümlelerinden biriyle, belki de insanlık tarihinin ilk yazılı düşünsel ifadesini oluşturmuş oldu. Peki, bu ilk Hititçe cümle bize ne anlatıyor? Hadi gelin, bu soruyu psikolojik bir…
Yorum BırakBazen bir hikâyeyi paylaşmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; aynı zamanda bugünü anlamanın en güçlü yollarından biridir. Şimdi sizi, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’nun kalbinde doğan bir hikâyeye götürmek istiyorum. Bu hikâye sadece gazete sayfalarında değil, insanların yüreklerinde yankılanmış, umutları beslemiş, mücadeleye ışık tutmuştur. Bir Şehrin Sessizliği ve İlk Kıvılcım Sivas’ın sokaklarında o yıllar ağır bir sessizlik vardı. İşgaller, haksızlıklar ve belirsizlik… İnsanlar çaresiz görünse de içten içe büyük bir arayış içindeydi. İşte tam da bu ortamda, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi toplanmış ve milletin bağımsızlık iradesini haykırmıştı. Bu sesin kalıcı olması için bir gazetenin doğması gerekiyordu: İrade-i Milliye. Hikâyemizde Ali adında…
Yorum Bırak